12. Bölüm
Söz ile bir kalbe doğmaz ledünni
Bütün azaları dil olmayınca
Nefs-i emmarenin bilinmez fendi
Gönül şehri bahr-ı Nil olmayınca
Söz ile bulunmaz bir sadık muhib
Derde düşmeyince aranmaz tabip
Her bir şukufeye konmaz andelib
Mademki içinde gül olmayınca
Her bir aşık vasıl olmaz yarına
Berdar olmayınca vuslat darına
Pervane-veş düşüp aşkın narına
Mansur gibi yanıp kül olmayınca
El çek mâsivadan bırak bu câhı
Raz-ı derunundan eylegil âhı
Canan illerinin açılmaz râhı
Varıp bir kâmile kul olmayınca
Pir-i Sami gibi sahib-irşadı
Bulup kapısında kılak feryadı
Hiç birimiz bulamazık necatı
Bizim delilimiz Ol olmayınca
Salih bu sözlerin yalan olamaz
Her beşer suretli insan olamaz
Her bir kimse ehl-i irfan olamaz
Kırk yerden yarılmış kıl olmayınca
13. Bölüm
Hazret-i pirimden olaldan munib
Zahir oldu çok alametler acib
Ten senin bu can senin canan senin
Benliğim kaldır aradan ya Mucib
Yusuf-u cananıma irgur meni
Hüsn-ü ruhsarına eyle andelib
Dest-i pirimden içirip badeyi
Cur’a-i vahdet meyinden kıl nasip
Defter-i uşşaka kaydet adımı
Hürmetine Mefhar-i âlem Habib
Pir-i Sami Hazretin ya Rabbena
Bu derunum derdine eyle tabip
Senden özge yok enisim ya İlah
Salih’i bırakma bu yerde garip
14. Bölüm
Dâd elinden ey gönül kıldın bana cevr ü itâb
Yandırıp râz-ı derûnum bağrımı kıldın kebâb
Çokları nûr-u cemâlinle müşerref eyledin
Ağladıkça ben kaçındın yüzüne çekdin nikâb
Her belâ çevgânına karşı tutup bu boynumu
Bu vücûdum şehrini baştan başa kıldın harâb
İstedikçe vuslatı ferdaya saldın sen beni
Hasret-i hicran odundan var mı artık bir azâb
Serseri gezme cihanda sen sana gel ey gönül
Bir gün olur başına döner bu etdiğin dolâb
Pîr-i Sâmî Hazretine ilticaya gelmişem
Sun bize vahdet meyinden bir kadeh memlû şarâb
Sırr-ı vahdet âlemine eyle mahrem bizleri
İyd-ı vuslat günleridir aradan kalksın hicâb
Sâlih’em Leylâ-sıfat bir dilberin Mecnûnuyum
Perdeyi yüzden götür ey mazhar-ı âlî-cenâb
15. Bölüm
Hüdanın lütfu ihsanı şeri’at
Marizin cümle dermanı şeri’at
Dahi hem “kuntu kenz” in mebdeinden
Giyuben şekl-i nurani şeri’at
Dahi Hayy isminin hem mazharıdır
Odur hem umm-i ruhani şeri’at
Müdebbir isminin hem cevheridir
Behistin huri gılmanı şeri’at
Kalem şakk oldu ilm-u hikmetinden
Yazıldı cümle elvan-ı şeri’at
Yazıldı levh-i mahfuza seraser
Kamu esrarı ayanı şeri’at
Dahi Musa’ya nutk etti şecerden
Asadan yardı ummanı şeri’at
Ki ismail kıluben inkıyadı
Erişti kebsi kurban-ı şeri’at
Dahi esrarı nur-u Mustafa’dır
Kılan izhar-ı Kur’an’ı şeri’at
Dahi mi’raca teşrifinden Ahmed
Delili akl-ı furkan-ı şeri’at
Hicablar ref olup “Nurun ala nur”
Hitab-ı nur-u Rabbani şeri’at
Hem otuz iki harfin aslıdır ol
Kelamın bahri ummanı şeri’at
Ki ansız bir nebi gelmez zuhura
Asası elde burhanı şeri’at
Hakikat hafızı div-i recimden
Alır berzahdan insanı şeriat
Hakikat ehlinin hem muktedası
Kamu ebrarın imanı şeri’at
Hakikat lubbu esrar-ı kelamdır
Zuhura getiren anı şeri’at
Hakikat ruhudur hem evliyanın
Dahi ecsam ile canı şeri’at
Hakikat mazharı hem ism-i zattır
Sıfatın cümle burhanı şeri’at
Hakikat gerci kim şems-i Huda’dır
O şemsin mah-ı tabanı şeri’at
Hakikat ehlinin yoktur nişanı
İmaret eden ekvanı şeri’at
Hakikat kenzinin miftahı oldur
Dahi hem hısnı derbanı şeri’at
Hakikat ehlinin düşmanı çoktur
Olubdur şah-ı merdanı şeri’at
Anı bilmezse kimse Hakkı bilmez
Usatın darul emanı şeri’at
Hakikat alemi kenz-i hafidir
Açıktır cümle meydan-ı şeri’at
Hakikat semtine ilka eder ol
Kamu ehl-i muhibbanı şeri’at
Cemi-i alemi kılmış ihata
Dahi hem ars-ı rahmani şeri’at
Yürütür hükmünü şark ile garba
Hüdanın emri fermanı şeri’at
Hakikat halidir hem evliyanın
Kamu efali ayanı şeri’at
Kulub-ı evliyadır asiyanı
Kurulmuş tahtı sultanı şeri’at
Sakın her mürşide varma hazer kıl
Görürsen anda noksan-ı şeri’at
Sakın nefsim hevaya tabi olma
Sen anı sanma kim fani şeri’at
Varıp dergah-ı Samide gulam ol
Kılan icra O’dur san-ı şeri’at
Hakikat Murşid-i Rabbani Ol’dur
Kamu hubbu suhandanı şeri’at
Hakikatten beyan eyler meani
Kamu tevili tıbyanı şeri’at
Dahi ismi Muhammed Şeyh-i
Sami Lisanından eder ceryan şeri’at
Recası Salih’in budur Pirinden
Kılam icra-yı hakkani şeri’at.
16. Bölüm
Şeş ciheti baştan başa kaplamış
Gelir her taraftan hu-yı muhabbet
Hal-i hindu askerini toplamış
Sarmış haddin ile muy-ı muhabbet
Bülbüle çektirir ah ile zarı
Pervaneye daim gösterir narı
Mecnun’un Leyla’sı Mansur’un darı
Ezelden böyledir huy-ı muhabbet
Pirimden arz etmiş hub-cemalini
Gönlüne dere etmiş hep kemalini
Dilinden şerh eyler her bir halini
Dağılır Sami’den buy-ı muhabbet
Gah kendini gizler girer ebcede
Gahi ebru ile ayn-ı esvede
Gahi de aks eder sab-ı emrede
Anlardan gösterir ruyu muhabbet
Gahi sultan olur gahi dilenci
Gahi doğru olur gahi yalancı
Gahi tüccar olur gahi talancı
Gezer ili hem çarşıyı muhabbet
Gah ahdine vefasını gösterir
Gah Salih’e safasını gösterir
Gah şiddetle cefasını gösterir
Yaklaştıkça yarin köyü muhabbet.